Makaleler

FL Communications Forbes’ta: Türk markalarının küresel itibar sınavı

FL Communications Forbes’ta: Türk markalarının küresel itibar sınavı
İçindekiler

FL Communications Kurucusu Furkan Lüleci, Forbes Türkiye’deki Eylül 2026 röportajında Türk şirketlerinin yurt dışında marka olma yolculuğunu anlattı. Forbes Stüdyo’da yer alan söyleşide, uluslararası medya ilişkilerinden yapay zekânın PR çalışmalarına etkisine kadar iletişimin değişen gündemini değerlendirdi.

“Türk Markalarının Yeni Sınavı: Küresel İtibar” başlıklı röportajın çıkış noktası, Lüleci’nin farklı sektörlerde karşılaştığı bir durum: Türkiye’de tanınan, güçlü bir geçmişi ve iyi bir ürünü olan şirketler, başka bir ülkede aynı ölçüde bilinmiyor. Ticari faaliyetler büyürken şirketi anlatan hikâye aynı hızla yayılamıyor.

“Şirket dünyada büyüyor ama onu anlatan hikâye sınırı geçemiyor.”

Satış yapmakla marka olmak arasındaki mesafe

Bir şirketin Türkiye’de yıllar içinde kazandığı itibar, yeni girdiği pazarda kendiliğinden oluşmuyor. Lüleci, röportajda bu farkı; şirketi henüz tanımayan bir gazeteci, hakkında çok az bilgiye sahip bir iş ortağı ve markayla ilk kez bir arama sonucunda karşılaşan müşteri üzerinden anlatıyor.

Ona göre Türk şirketleri uzun süre yurt dışındaki büyümeyi satış, yatırım ve dağıtım üzerinden ele aldı. İletişim ise çoğu zaman bu planların arkasından geldi. Oysa bir pazarda kalıcı olmak, o ülkenin basınında ve sektör çevrelerinde de tanınmayı gerektiriyor.

Lüleci’nin önerisi, iletişimi pazara giriş planının sonuna bırakmamak. Şirketin uzmanlığını, yaptığı işi ve o pazarda neden dikkate alınması gerektiğini daha baştan anlatabilmesi gerekiyor. Bu yaklaşım, Türkiye’den küresel pazarlara açılırken izlenecek PR stratejisinin de temelini oluşturuyor.

Aynı metni İngilizceye çevirmek yetmiyor

FL Communications’ın uluslararası iletişim yaklaşımı, hikâyeyi her ülkenin ve yayının beklentilerine göre ele almaya dayanıyor. Lüleci, Londra’da başlayan ajansın daha ilk günden farklı medya kültürleriyle çalıştığını, İstanbul ofisinin de bu yapının devamı olarak açıldığını aktarıyor.

Türkiye’de ilgi gören bir konu, Londra’daki bir gazeteci için aynı anlamı taşımayabiliyor. Bir ekonomi gazetecisinin aradığı veri ile teknoloji editörünün merak ettiği ayrıntı da değişiyor. Bu nedenle çalışma, hazır bir metnin başka bir dile aktarılmasıyla bitmiyor.

Lüleci, “Bizim işimiz hazırlanmış bir metni İngilizceye çevirip dağıtmak değil” diyerek şirketin kimliğini korurken anlatımın hedef pazara göre kurulması gerektiğini vurguluyor. Ekibin sorduğu sorulardan biri de şu: “Karşı taraf bunu neden önemsemeli?”

Haber sayısının ötesinde, kurulan ilişki

Bir PR çalışmasının başarısı, Lüleci’ye göre yalnızca kaç haber çıktığıyla ölçülemiyor. Haber sayısı ve erişim önemini korusa da şirketin kendi alanında saygın yayınlarda, doğru bir konuyla yer alması daha anlamlı olabiliyor.

Röportajda bu yaklaşımı günlük iş hayatından iki örnekle anlatıyor: Aylar sonra aynı gazetecinin yeniden araması ve kriz sırasında daha önce kurulan güvenin işe yaraması. Bu tür sonuçlar, çalışmanın ertesi günü hazırlanan bir raporda görünmese de ilişkinin kalıcılığı hakkında fikir veriyor.

Burada öne çıkan, bir yayında bir kez görünmekten sonra ne olduğu. Gazetecinin şirketi tanıması, uzmanlığına başvurması ve yeni bir konuda yeniden iletişime geçmesi, Lüleci’nin PR çalışmalarında önemsediği karşılıklardan biri.

Röportajın dergi sayfaları

Forbes Stüdyo’da yer alan röportajın dergi sayfalarını aşağıdan inceleyebilir, orijinal PDF dosyasını açabilirsiniz. Belgede Furkan Lüleci’nin açıklamalarıyla birlikte FL Communications ekibinin fotoğrafı da yer alıyor.

Forbes Stüdyo’da yayımlanan Türk Markalarının Yeni Sınavı: Küresel İtibar röportajının dergi sayfaları; Furkan Lüleci ve FL Communications ekibi.
Forbes Türkiye / Forbes Stüdyo — “Türk Markalarının Yeni Sınavı: Küresel İtibar”. Eylül 2026. Görsel, röportajın dergi sayfalarını gösterir.

Röportajın orijinal PDF’sini açın veya indirin (1,5 MB)

PDF’yi bu sayfada okuyun

PDF görüntülenmiyorsa yukarıdaki bağlantıdan dosyayı yeni bir sekmede açabilirsiniz.

Yapay zekâ hızlandırıyor, değerlendirmeyi insan yapıyor

Yapay zekâ, FL Communications’ın çalışmalarında araştırma, medya takibi, veri analizi ve raporlamaya destek oluyor. Lüleci, bu araçların iletişimcilere strateji ve insan ilişkileri için daha fazla zaman kazandırdığını söylüyor.

Röportajda dikkat çektiği diğer değişim ise insanların şirketleri araştırma biçimi. Bir markayı tanımak isteyen kişi artık sorusunu bir yapay zekâ aracına da yöneltebiliyor. Lüleci, verilen yanıtlarda internette yayımlanan haberlerin ve güvenilir kaynakların etkisine işaret ediyor.

Bu değerlendirme, yapay zekâ çağında marka otoritesi ve GEO odaklı PR çalışmalarının medya ilişkileriyle neden birlikte ele alındığını da açıklıyor. Lüleci’nin yaklaşımında teknoloji işi hızlandırıyor; hangi hikâyenin anlatılmaya değer olduğuna karar vermek ise insanın deneyimini ve muhakemesini gerektiriyor.

Sağlık iletişiminden farklı sektörlere

FL Communications’ın büyüme planında, farklı sektörleri anlayan bir ekiple uluslararası iletişim çalışmalarını geliştirmek var. Lüleci, röportajda dört büyük hastane grubuyla çalıştıklarını ve sağlık iletişiminde farklı pazarlarda deneyim kazandıklarını belirtiyor. Sanayi, teknoloji, lojistik, lüks tüketim, otelcilik ve yatçılığı da Türk şirketlerinin uluslararası görünürlük potansiyeli taşıdığı alanlar arasında sayıyor.

Kriz iletişimi de bu çalışma alanlarından biri. Özellikle sağlık sektöründe bir krizin tek ülkeyle sınırlı kalmayabileceğini hatırlatan Lüleci, doğru ifadeyi bulmanın yanında her ülkenin medyasını ve hassasiyetlerini tanımak gerektiğini anlatıyor.

Röportajın sonunda ise kendisini motive eden şeyi, Türkiye’de iyi işler yapan bir şirketin yurt dışında da tanınması olarak tarif ediyor. Sözlerini şu ayrımla tamamlıyor: “Başka ülkelerde satış yapmak uluslararası bir şirket olmanın başlangıcı olabilir; küresel bir marka olmak ise o ülkelerde tanınmak, anlaşılmak ve güven kazanmakla başlıyor.”